Kimse dinlemiyorsa beni -ya da istediğim gibi dinlemiyorsa- yazmaktan başka çare kalmıyor. Canım insanlar! Sonunda, bana, bunu da yaptınız.

4th Mart 2013

Fotoğraf

kendisiyle ilk tanışma anımı sesini ilk duyma anını dün gibi hatırlarım 7-8 yaşlarındayım. bisikletimi o kadar bozuyordum ki babam artık sinirlendi bir daha bu bisikletin bir yerine bir şey olursa atarım çöpe yaptırmam dedi. olacak ya bisikletimin tekeri patladı yarıldı. yeni teker alınması lazım babama söylemeye korkuyorum. gizlice bodruma koydum bisikleti gece. gece uyuyamıyorum babam bisikletimi çöpe atacak görürse. sabah erkenden kalktım ilk ve son kez yaptığım bir şeyi yaptığım gizlice babamın cüzdanından para çaldım. kaçtım bisikletçiye götürdüm bisikleti. tekerini kaldıra kaldıra yürüdüm o kadar yolu geldim bisikletçiye. içerisi sigara dumanı radyoda inceden bir şarkı çalıyor. oturdum bir köşeye. bisikletçi ağzında sigara bi gözünü dumandan dolayı kısmış elleri yağlı şekilde zincir takıyordu bisiklete benim geldiğimi hiç umursamadı. ben orada otururken o şarkı o kadar kalbimden vurdu ki beni. hem bisikletin çöpe atılma korkusu hem de babamdan para çalmanın korkusuyla. dudaklarımı ısırıyorum ağladım ağlayacağım. bisikletçi o sıra attı sigarayı radyonun sesini biraz daha açtı. ahh müslüm ahh dedi. o an müslüm gürses benim gözümde benim derdimi anlayan bir abi bir baba oldu. sonra onun şarkılarını dinlemeye başladık. müzik derslerinde hoca tahtaya çıkıp şarkı söyleyenleri geçiriyordu. herkes o zamanın ünlü pop şarkılarını söylerken ben çıkıp o iğrenç sesimle küskünüm‘ü söylerdim. tamam o pop şarkılarını da seviyordum dinliyordum da. babayı bir başka severdim. televizyonda çıktığı zaman kanalı değiştirtmezdim. sonra büyümeye başladık. aşk acısı çekmeye başladık. müslüm gürses şarkılarıyla anlattık sevdamızı. ayrılık acısında müslüm babaya sığındık. radyodan istek parçalar istedik. x mahallesinin gençlerinden sevdiklerimize gelsin dedik. sonra liseye geçtim. lise de biraz kimlik karmaşası yaşadım. varoş kenar mahalle okulu diyebileceğim bir yerden daha yüksek gelirli ailelerin çocuklarının okuduğu bir liseye geçtim. sınıfta müzik muhabbetleri açılınca müslümcüyüm ben dedim. espri yapıyorum sandılar utandım. sonra ilk tanıştığım kız sen ne tarz müzik dinlersin diye sorunca kulağıma hoş gelen her şeyi dinlerim dedim. müslüm baba dinlerim başkasını da tanımam diyemedim. başka müzikler dinlemeye başladık. babayı unuttuk. bir gün kötü bir günün sonunda okuldan eve dönerken minibüste baba’nın bakma bana öyle bakma şarkısı çalmaya başladı. içimden eşlik etmeye başladım. babayı ne kadar özlediğimi farkettim. şarkının ortalarında eve varmıştım inmedim minibüsten şarkıyı bitirdim kendi kendime söyleye söyleye. eve geldim o gün tüm akşam müslüm gürses dinledim. baba kızmadı bana ama utandın mı lan benden diye şarkılarıyla bir tokat attı. o günden sonra telefonumu müslüm gürses şarkılarıyla doldurdum. elimizi hoporlörüne yuvarlak yaparak tüm sınıfa dinlettim babayı tanıyın babayı dinleyin dedim. ne kadar ters tepkilerle karşılaşsam siz anlamassınız babayı dedim. ben büyüdükçe baba artık mahalle parkında çekirdek kola içerken değil büyüdükçe içki masalarımıza misafir oldu. üniversiteli olduk baba değişti. farklı tarzlar söylemeye başladı eski mahalleden arkadaşlarımla görüştüğüm zaman kızarlardı babaya. müslüm çok bozdu. dinlemem artık babayı diye. ben o şarkılarını da sevdim babanın. ulan derdik bazen baba ezan okusun beş vakit camiden çıkmam diye. ben öyleydim baba ne söylerse dinlerdim. çünkü müslüm baba ne söylerse söylesin piç etmez şarkıyı. şarkı müslüm babanın piçi olurdu. hayran kitlesi de değişti. tabi bilirdim ben onları ben yanılmam arkadaş sende bizdensin diyerek bilirdim gerçek müslümcüyü. nilüfer’den sonra müslüm baba diyenleri de bilirdim. kısacası müslüm gürses. benim çocukluğum oldu. ergenliğim oldu. gençliğim oldu. bugün öldü dediler. hani yalandır dedik ama bekliyordum uzun zamandır. hiç tadım yok sabahtan beri sanki ailemden birini kaybetmiş gibi oldum. ne kadar sevdiğimi bilenler başın sağolsun mesajları atmaya başladı daha da üzüldüm. gece kapandım odaya kapattım ışıkları açtım müslüm babayı taktım kulaklığı. vay be müslüm baba sende göçtün ha bu dünyadan dedim. bugün büyüdüm ben adam oldum. ruhun şad olsun.

kendisiyle ilk tanışma anımı sesini ilk duyma anını dün gibi hatırlarım 7-8 yaşlarındayım. bisikletimi o kadar bozuyordum ki babam artık sinirlendi bir daha bu bisikletin bir yerine bir şey olursa atarım çöpe yaptırmam dedi. olacak ya bisikletimin tekeri patladı yarıldı. yeni teker alınması lazım babama söylemeye korkuyorum. gizlice bodruma koydum bisikleti gece. gece uyuyamıyorum babam bisikletimi çöpe atacak görürse. sabah erkenden kalktım ilk ve son kez yaptığım bir şeyi yaptığım gizlice babamın cüzdanından para çaldım. kaçtım bisikletçiye götürdüm bisikleti. tekerini kaldıra kaldıra yürüdüm o kadar yolu geldim bisikletçiye. içerisi sigara dumanı radyoda inceden bir şarkı çalıyor. oturdum bir köşeye. bisikletçi ağzında sigara bi gözünü dumandan dolayı kısmış elleri yağlı şekilde zincir takıyordu bisiklete benim geldiğimi hiç umursamadı. ben orada otururken o şarkı o kadar kalbimden vurdu ki beni. hem bisikletin çöpe atılma korkusu hem de babamdan para çalmanın korkusuyla. dudaklarımı ısırıyorum ağladım ağlayacağım. bisikletçi o sıra attı sigarayı radyonun sesini biraz daha açtı. ahh müslüm ahh dedi. o an müslüm gürses benim gözümde benim derdimi anlayan bir abi bir baba oldu. 

sonra onun şarkılarını dinlemeye başladık. müzik derslerinde hoca tahtaya çıkıp şarkı söyleyenleri geçiriyordu. herkes o zamanın ünlü pop şarkılarını söylerken ben çıkıp o iğrenç sesimle küskünüm‘ü söylerdim. tamam o pop şarkılarını da seviyordum dinliyordum da. babayı bir başka severdim. televizyonda çıktığı zaman kanalı değiştirtmezdim. 

sonra büyümeye başladık. aşk acısı çekmeye başladık. müslüm gürses şarkılarıyla anlattık sevdamızı. ayrılık acısında müslüm babaya sığındık. radyodan istek parçalar istedik. x mahallesinin gençlerinden sevdiklerimize gelsin dedik. sonra liseye geçtim. lise de biraz kimlik karmaşası yaşadım. varoş kenar mahalle okulu diyebileceğim bir yerden daha yüksek gelirli ailelerin çocuklarının okuduğu bir liseye geçtim. sınıfta müzik muhabbetleri açılınca müslümcüyüm ben dedim. espri yapıyorum sandılar utandım. sonra ilk tanıştığım kız sen ne tarz müzik dinlersin diye sorunca kulağıma hoş gelen her şeyi dinlerim dedim. müslüm baba dinlerim başkasını da tanımam diyemedim. başka müzikler dinlemeye başladık. babayı unuttuk. bir gün kötü bir günün sonunda okuldan eve dönerken minibüste baba’nın bakma bana öyle bakma şarkısı çalmaya başladı. içimden eşlik etmeye başladım. babayı ne kadar özlediğimi farkettim. şarkının ortalarında eve varmıştım inmedim minibüsten şarkıyı bitirdim kendi kendime söyleye söyleye. eve geldim o gün tüm akşam müslüm gürses dinledim. baba kızmadı bana ama utandın mı lan benden diye şarkılarıyla bir tokat attı. o günden sonra telefonumu müslüm gürses şarkılarıyla doldurdum. elimizi hoporlörüne yuvarlak yaparak tüm sınıfa dinlettim babayı tanıyın babayı dinleyin dedim. ne kadar ters tepkilerle karşılaşsam siz anlamassınız babayı dedim. 

ben büyüdükçe baba artık mahalle parkında çekirdek kola içerken değil büyüdükçe içki masalarımıza misafir oldu. üniversiteli olduk baba değişti. farklı tarzlar söylemeye başladı eski mahalleden arkadaşlarımla görüştüğüm zaman kızarlardı babaya. müslüm çok bozdu. dinlemem artık babayı diye. ben o şarkılarını da sevdim babanın. ulan derdik bazen baba ezan okusun beş vakit camiden çıkmam diye. ben öyleydim baba ne söylerse dinlerdim. çünkü müslüm baba ne söylerse söylesin piç etmez şarkıyı. şarkı müslüm babanın piçi olurdu. hayran kitlesi de değişti. tabi bilirdim ben onları ben yanılmam arkadaş sende bizdensin diyerek bilirdim gerçek müslümcüyü. nilüfer’den sonra müslüm baba diyenleri de bilirdim. 

kısacası müslüm gürses. benim çocukluğum oldu. ergenliğim oldu. gençliğim oldu. bugün öldü dediler. hani yalandır dedik ama bekliyordum uzun zamandır. hiç tadım yok sabahtan beri sanki ailemden birini kaybetmiş gibi oldum. ne kadar sevdiğimi bilenler başın sağolsun mesajları atmaya başladı daha da üzüldüm. gece kapandım odaya kapattım ışıkları açtım müslüm babayı taktım kulaklığı. vay be müslüm baba sende göçtün ha bu dünyadan dedim. 

bugün büyüdüm ben adam oldum. 

ruhun şad olsun.

23rd Şubat 2013

Fotoğraf

“bir çağın vicdani olmak isterdim, bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, türk insanını türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü. sanat düşüncenin, düşünce mukaddeslerin emrinde olmalı. hakikat, mukaddeslerin mukaddesi.. hakikat ve sevgi. hafızasını kaybeden bu zavallı nesilleri biz mahvettik, bu cinayet hepimizin eseri, hepimizin yani aydınların. “

“bir çağın vicdani olmak isterdim, bir çağın, daha doğrusu bir ülkenin, idrakimize vurulan zincirleri kırmak, yalanları yok etmek, türk insanını türk insanından ayıran bütün duvarları yıkmak isterdim. muhteşem bir maziyi, daha muhteşem bir istikbale bağlayacak köprü olmak isterdim, kelimeden, sevgiden bir köprü. sanat düşüncenin, düşünce mukaddeslerin emrinde olmalı. hakikat, mukaddeslerin mukaddesi.. hakikat ve sevgi. 

hafızasını kaybeden bu zavallı nesilleri biz mahvettik, bu cinayet hepimizin eseri, hepimizin yani aydınların. “

12th Şubat 2013

Gönderi

yalnızlığın amına koyim. 

insanı yalnızlığa iten kendini yalnız hissettiren ne varsa amına koyim. 

her nefes aldığımda ağrıyan göğsümün amına koyim. 

bir yerlerde kaybettiğim unuttuğum her şeyin amına koyim. 

kendini bir bok zanneden aslında bir bok olmayan insanların amına koyim. 

durmadan para muhabbeti yapan ağzından para kelimesini düşürmeyen insanların amına koyim. 

dünyada ki her şeye sahip olsa bile tüm gezegeni isteyecek kadar aç olan insanların amına koyim. 

durmadan senin yanında başkalarının arkasından konuşan adamın amına koyim. 

sonra gittiğinde o adamın senin arkandan neler konuşacağını düşünme hissinin amına koyim. 

işçiyi ezen ücretini zamanında vermeyen ama akşam eğlenceye gittiğinde o işçinin maaşının 4 katını harcayan patronun amına koyim. 

oturduğu koltuk bakımından yetkisini kötüye kullanan haram parayla boğazını dolduran devlet görevlisinin amına koyim. 

her seferinde sen yarım saat tarif ettiğin halde yine kendi bildiği gibi saçını kesen berberin amına koyim. 

üzerindeki üniformasıyla kendini tanrı gibi gören ceza kesme yetkisini kendinde gören polislerin amına koyim. 

kredi kartıyla sigara aldığımda hakkı olmadığı halde 25 kuruş kesen bakkalın amına koyim. 

insanları rengi ve ırkı yüzünden ötekileştirenlerin amına koyim. 

milliyetçiyim diye gezip ülkesinin hayrına tek bir hayırlı iş yapmayan ama ülkem için ölürüm diyen kafatasçıların amına koyim. 

iki kelimesinden biri eşitlik olan ama sokakta kağıt toplayan teyzeye iğrenerek bakan sözde koministlerin amına koyim. 

sırf şov için namaza giden namaza gittiğini illa belirtmek isteyen o öyle yaparken namaza gitmeyenlere canavar gözüyle bakan sözde dindarların amına koyim. 

dini kullanıp insanların beyinlerini yıkayan ne olduğu bilmediği bir davaya hizmet eden kul hakkının kötülüğünü dillerinden düşürmeyip birbirlerini kayırıp kul hakkı yiyen nurcuların amına koyim. 

ölen insanlardan bir istatistik gibi bahseden iktidar liderlerinin amına koyim. 

halkına zulmeden halkını istediği gibi şekillendiren ona karşı gelerek demokratik hakkını kullanan insanı öldüren diktatörlerin amına koyim. 

dünyanın bir ucundan gelip sözde adalet ve demokrasi getireceğim diye ırak’a giren kan ve gözyaşından başka bir bok getirmeyen amerika’nın amına koyim. 

takımının hiç bir cefasını çekmeyip takım büyük galibiyet aldığında ortaya çıkan skor taraftarlarının amına koyim. 

futboldan bir bok anlamayıp derbi günleri herkesin ilgisi orada diye 1 liralık ip 10 liralık atkı alıp boynuna dolayan kızların amına koyim. 

suratı devamlı asık ona her söylenene dur şuna bir cevap vereyim de göt olsun diye bekleyen kendini beğenmiş fahişelerin amına koyim. 

derste sorarım diyip sınavda o konuyu sormayan hocanın amına koyim. 

çalıntı yazılarla tez hazırlayıp belli bir mevkiye gelen sonra kendini bir eğitim neferi gören ama öğrencilerine acıyarak bakan öğretim görevlilerin amına koyim. 

daha bir sürü kişi var yeter…

alayınızın amına koyim. 

12th Şubat 2013

Fotoğraf

16th Ocak 2013

Video

Kesmeşeker - Ne Zaman Gitti Tren ( Akustik ) (Mert Köse tarafından)

Kaynak: youtube.com

16th Ocak 2013

Gönderi

söyle yağmur çamur değmedi yüreğime. 

söyle ben nerdeyim o nerde. 

*yalnızlık zor zanaat.  bir odanın karanlığında bilgisayarın ışığında bira cips efkarlanması. yalnızlığın belki de en sığ en dandik resmi bu olabilir. hayatımda her şeyim var. herkes var çok şükür. ama ihtiyacım olduğu anda yanında kimseyi bulamamak daha doğrusu her an ihtiyaç duymak her an özlemek. bir anne bir baba bir kardeş bir sevgili bir dost bir arkadaş . hepsi var. nerde telefonun o mekanik sesinde. 

müfrezeler sarmış yolumu.

menekşeler solgun açar. 

dilden dile fermanım gider benim sonum dünden belli.

gözlerim donar kan sanırım.

betonlar boğar nefessiz ağlarım.

şahidim yoktur perdeler örtük.

inanamassın ağlarsın.

düşlerim tutsak yüreğim sürgün.

içimde bir çocuk tedirgin. 

*çok sigara dumanı altında kaldığından montum şu sıralar dedem gibi babam gibi kokmaya başladı. o ciddi keskin kokunun benim üzerimde olması ne yalan söyleyeyim benim hoşuma gidiyor. bana büyüdüğümü artık çocuk olmadığımı sorumluluklarımı hatırlatıyor. niye dedeme benzemek istiyorum bilmiyorum. her zaman ciddi dediğini yapan hayatı gerektiği gibi yaşayan insanlara gerektiği gibi davranan insanlara hayranlığımda dedemden dolayı galiba. 

gece yarısı bir işçi evine yine geç dönüyor. 

taksi parası bile yok cebinde ama evine dönüyor.

iki damla yaş geliyor gözlerinden cigarası sönüyor.

yalanda olsa zenginiz bu da bize yetmiyor. 

yalnızım yalnızlığım beni dinlemekte. 

*üniversiteye geldiğim ilk sene 10 liraya 2 bira 1 paket sigara alıyorduk dedi arkadaşım. sonra klasik türk mantığıyla kafamızda hesapları döndürdük. şimdi o 10 lira bir paket sigara verdiğin üstüne sakız parası veriyorlar. para hesaplarından oldum olası hoşlanmadım. çocukken babaannem ikibinbeşyüz lira verdiği halde ısrarla bin lira isteyen salak bir çocuktum aslında. şimdi de öyle zamlara tepki veren insan gördüğümde şaşırıyorum. ne yapabilirsin ki seve seve ödeyeceksin. bu zihniyetim çok yanlış aslında. e ne yapayım sisteme saygı göstermeyi eyvallah abi demeyi polis bana küfrettiğinde sen kimsin bana küfrediyosun bana babam küfredemez lan dediğimde sırtıma jopu yediğimde anladım asıl babanın devlet baba olduğunu. 

isyan ede ede olduk günahkar. 

mutluluk bizlere uzaktan bakar. 

tanrım bu dünyayı başka kim yıkar. 

yakarsa dünyayı garipler yakar.


*hayatı boyunca hiç bir şey yapmayıp sonra benim hayatım niye boktan lan diye şikayet eden insanlar vardır ya. işte o insanlardan biri de benim. çünkü bir yolda giderken hep seçim yapmak zorunda kaldım ayrılmış yollar gördüm. ve o ayrılmış yollardan ne zaman birini seçsem işte bu sefer oldu dedim. işte bu yol en doğru yol dedim. heveslendim hayal kurdum. sonra o seçtiğim yolların aslında bir ayrıldığım yoldan hiç bir farkı olmadığını hatta eskisinden daha kötü olduğunu gördüm. bazı yollarda ucunda ki karanlıktan gördüm geri döndüm. ben yanlış yol seçmekten değil yürümekten yoruldum. ( biliyorum eğer bu yazdığımı 10 sene okuma şansım olursa okurken güleceğim. ulan ne yorgunluğu daha yolun başındaydın o zaman diye. ) ama sahiden yoruldum be abi. artık ne olacaksa olsun demekten yoruldum. 

1st Ocak 2013

Fotoğraf albümü, DON'T LOOK AT ME kullanıcısından 118 yorumla yeniden blogladı

agentconrad:

5 favorite ships of 2012| 1. Harvey Reginald Specter & Donna Paulsen  

1st Ocak 2013

Fotoğraf, Turkey Street Art kullanıcısından 46 yorumla yeniden blogladı

1st Ocak 2013

Fotoğraf, Turkey Street Art kullanıcısından 39 yorumla yeniden blogladı

turkeystreetart:

eğri hayat doğru yaşanmaz.

turkeystreetart:

eğri hayat doğru yaşanmaz.

1st Ocak 2013

Fotoğraf, BLOOD MAGE OLAYAZDIM kullanıcısından 4 yorumla yeniden blogladı

hahahahahahahahaha 

hahahahahahahahaha